ÖZEL ÖĞRETMEN ÖZEL ÖĞRENCİ
Tek Engel Mesafe Olsun projemize katılmaktaki amacım, öğrencilerimin sosyal hayatta daha fazla söz sahibi olmalarını ve farklı şehirde kendileri gibi özel eğitim okullarına giden arkadaşlarıyla iletişim kurmalarını sağlamaktır.
Projemiz sayesinde aynı anda mektuplar yazıldılar, kitaplar okundular, resimler yaptılar, birbirlerine mesajlar yollandılar. Ve benim öğrencilerim çok mutlu oldular. Dolayısıyla ben onlardan daha mutlu oldum.
Özel öğrencilerim için yazdığım bir yazıyı paylaşıyorum.
“ÖZEL” ÖĞRETMEN, “ÖZEL” ÖĞRENCİ
Özel eğitim... Adı üstünde
"özel" eğitim... Öğrencilerimiz "özel" eğitime muhtaç
çocuklar... Bizler "özel" eğitmenleriz.
Hepimiz okula
başladığımızda oturduğumuz sıralar çok büyük gelmiştir bizlere... Hele
öğretmenlerimiz kocaman, koskocamandı. Hem korkar hem de saygı duyardık
öğretmenlerimize... Saygı ve korku bir aradaydı...
Öğretmenlerimiz sınıfa
girerdi, o günkü dersini anlatırdı, 3-5 arkadaşımıza konu ile ilgili sorular
sorardı ve o konuyu bitirirdi…
Bizler öyle miyiz? Kaç tane
öğrencimiz varsa hepsinin performansına göre bireyselleştirilmiş eğitim planı
hazırlamak ve öğrencimizin gelişim alanına göre dersimizi anlatmak zorundayız.
Öğrencimiz sorduğumuz soruya bir kez cevap verirse o konuyu geçemiyoruz. Ayrı
oturumlarda, farklı ortamlarda sorulara doğru cevaplar vermesini bekliyoruz. Ve
oturum sayımıza göre öğrencimiz sorularımıza doğru cevaplar verirse, ancak o
zaman başka bir konuya geçmek zorundayız…
Bizlerin sınıfa girip o günkü
konuyu tüm sınıfa anlatma gibi bir lüksümüz yok... Biz kaç tane öğrencimiz
varsa hepsine ayrı ayrı ulaşmak zorundayız. Hepsine vereceğimiz pekiştireçler
farklı olmalı. Bize öğretmenlerimiz "aferin "derdi sorularını doğru
yanıtladığımızda. Bizim için "aferin" o günü mutlu geçirmek için
başlı başına bir sebepti. Sanki ampülü biz icat etmişiz gibi sevinirdik. Ama
"aferin" bizim öğrencilerimize çok şey ifade etmeyebilir. Sorumuzu
doğru yanıtladıklarında mutlaka "çikolata, bisküvi vs." vermek
zorundayız. Çünkü davranışın sürekliliği bu yolla kazandırılabilir.
Bizim öğrencilerimiz
"özel" öğrenciler… Bizler de "özel" öğretmenleriz.
"Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" demiş Hz. Ali. Biz
öğrencilerimize bir harf öğretebilmek için belki aylarımız geçiyor ama sonunda
onların öğrendiğini görmek hiçbir mutluğa eş değer değil. O ayrı bir güzellik,
o ayrı bir mutluluk. "Özel" öğrencilerimizin gözlerindeki ışığı
görmek, onların mutluluğunu görmek her şeye değer...
"Özel" öğretmen olmakla
gurur duyuyorum. Çünkü her yeni şey öğrendiğinde öğrencilerim, ben hayata
yeniden geliyorum. Onların yeni şeyler öğrenmeleri, hayatla mücadele
edebilmeleri, benim hayatla başa çıkmamı sağlıyor. Kendime daha fazla güveniyorum,
daha dik duruyorum hayatta. Onların okumaları, benim başarım, onların yazmaları
benim başarım, onların hayata karışmaları, kendilerini savunmaları benim
başarım..."Özel" öğrencilerim sayesinde ben hayata her gün yeniden
geliyorum...
Onlar mutlu, ben daha mutluyum. Onlar huzurlu ben daha huzurluyum...
Ben " özel"
öğretmenim... Hem kendimle hem de "özel" öğrencilerimle gurur
duyuyorum...
SEVGİ ERGAN
AHMET
KUTSİ TECER ÖZEL EĞİTİM MESLEK OKULU
ÖZEL
EĞİTİM ÖĞRETMENİ
Yorumlar
Yorum Gönder